Nihai Yansımamız!

Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim! Gerçekten bana arkadaşından söz et, söz et ki nasıl birine dönüştüğün hakkında beraber fikir yürütelim. Dönüşüyoruz ya da değişiyoruz, her iki anlamda da olumluya veya olumsuza bir şekilde yöneliyoruz. Her birimiz hem iyiyi hem kötüyü bir şekilde taşıyoruz.

İşte bu taşıma esnasında nasıl bir ben oluyoruz? Hayat yolculuğunda içimizdeki iyiyi de kötüyü de uyandıracak birçok karşılaşmalar şüphesiz yaşıyoruz. Seçimlerimiz doğrultusunda nihai kararımızı verip yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Zaman zaman iyi ki ile başlayan cümlelerimiz keşke ile sonlanabiliyor. Gün içerisinde düşünüp düşünüp bulamadığımız stresimizin ya da can sıkıntımızın sebebinin biraz önce karşılaştığımız ve biz fark etmeden tüm olumlu enerjimizi beraberinde alıp götürmüş olan kişiyi bir türlü hatırlayamıyoruz.

Aslında çok iş de yapmadım acaba neden bu kadar yoruldum sorusunun cevabını belki dakikalarca düşündükten sonra uykuya dalabiliyoruz. Her günümüzün birbirinin aynısı gibi geçmesinin bizi rahatsız ettiği durumlarda virüse bahane buluyor evde olduğumdan enerjim düşük demekle epey kolaya kaçıveriyoruz. Bir arpa boyu yol alamadım ifadesini özellikle hayatının geri kalanını eğitime ayırmak durumunda olan gönüllü ya da gönülsüz eğitmenlerden sıklıkla duyuyoruz.

Sonra bir gün gerçekten tüm bu varsayım dolu hisleri alt etmek adına ayağa kalktığımızda yanımızdakilere bakıyoruz. Tüm bu süreçlerde bitişe belki de bu kadar yaklaşmışken yanımızdakilerin bu yaşadıklarımızdaki payını az da olsa sorgulama için kolları sıvıyoruz. Evet, bu da biraz zaman alıyor.

En sonunda tünelin sonunda hafif bir ışık gözümüze ilişiyor. Çıkış yolunu bulabileceğimize az da olsa olan umudumuz etrafımızdakileri incelemeye başladığımızda hızla artmaya başlıyor. Özetliyoruz kendimize hatta bir iki satır yazıp not bile alıyoruz. Bugün yanımdaki arkadaşım ya da dost olarak algılamayı tercih ettiğim insan, bendeki iyiyi ne kadar besledi? Ya da bendeki kötüyü mü devleştirdi ve sonucunda bu kadar bitkin bir haldeyim? İçimizdeki iyinin beslenmesi ve aynı zamanda bizi de beslemesi belki de en kötümüzü bile doğru yola yönlendirebilir.

Bu durumda etrafımızda kimlerin olduğu ve hangi tarafımızı beslediği son derece önemli! Hani hazır yemek ve emek ile hazırlanmış ev yemeği arasındaki fark gibi! Sürekli hazır, basit ve emeksiz gıdalarla beslenerek vücudunuzun alacağı şekli ve olası sağlık sorunlarını sanıyorum belirtmeme gerek yok. Ancak tam tersi hem o yemeği yaparken zaman harcamak hem de tüketirken bir dost ile paylaşmak inanın belki de sindirimini bile kolaylaştıran psikolojik etkenler arasındadır! İnsanın etrafındaki birincil yakınlardan başlayarak, kan bağının olmadığı yakınlara kadar uzanan bu yelpazede kimin yanında olduğunuz çok önemli.

Sizin hangi yanınızı beslerse siz oradan yürüyeceksiniz. En iyi yönünüzü besleyecek ve belki de siz tümüyle bakış açınızı bile değiştirebileceksiniz, ön yargılarınızdan kurtulup daha duyarlı bir şekilde kulak kabartacaksınız karşınızdakine. Belki cebinizde akrep var ama yanınızdaki o akrebi çıkarıp bir zamanlar orada olduğunu bile hatırlamayacak hale dönüştürecek sizi. Ya da tam tersi öyleleri olacak ki yanınızda cebinize birkaç akrep daha koymanıza sebep olacak yönlerinizi besleyecek.

İşin üzücü tarafı belki de hiç en iyinizi ortaya koyamadan ayrılacaksınız aramızdan. Ve başkaları da sizi hep bu kolay tanımlanabilen ve çabuk unutulan tipolojiniz ile anımsayacak ya da anımsama bile kalmayacak. Mükemmel olmadığımız anların farkındalığını yaşadığımız zamanlar yadsınamayacak kadar fazla aslında ama işte o yanımızdaki öyle bir yakacak ki o meşaleyi biz mükemmel olmasak da seveceğiz kendimizi, yani bizi bize sevdirecek, kıymetli olduğumuzu hissettirecek. Bize öyle destek olacak ki içimizdeki en iyiyi onunla bulup tüm yanlışlarımızı doğruları ile değiştirebileceğiz.

Aslında en kötüyü en iyiye, en cimriyi paylaşımcı olmaya, en kötümseri iyimser bakmaya, hayatın anlamsızlığını bir felsefe olarak benimsemiş olana hayatında anlamı bulunca asıl mutluluğu yakalayacağına, yalanların gerçeklerden daha iyi olmadığına, özetle sevmenin nefretten, kabullenmeye destek olmanın hasetten daha üstün olduğu konusunda sizi besleyenleriniz varsa, korkmayın er ya da geç içimizdeki iyi karşımıza çıkacak. Hep en iyi olduğunuz yönlerinizi beslemenizi ve böylece duyarlılığınızın artmasına sebep olacak insanların etrafınızdan hiç ayrılmaması dileğiyle…

Dr. Öğr. Üyesi Tuğba ERHAN

Dr. Öğretim Üyesi Tuğba ERHAN

Next Post

Hukuk-ahlak ilişkisi bağlamında İslam hukukunun (fıkhın) rolü

Sal May 26 , 2020
%d blogcu bunu beğendi: