Konuya girmeden bir kaç noktayı hatırlamakta fayda var:
- Hane halkı masrafları içerisinde giderlerinden %70 pay alan en büyük üç harcama grubunun (barınma, gıda, ulaştırma) toplam içerisindeki payı artmaktadır. Bu üçlünün en büyük kalemi barınma giderleridir. Sonrasında gıda ve ulaştırma gelmektedir.
- Düşük gelir grupları özellikle gıda ve nitelikli gıda konusunda mahrumiyet yaşamaktadır.
- Gıda aynı zamanda enflasyon sepetinde %25’lik bir paya sahiptir.
- Bu konuya dokunmak ve bunu çözme konusunda araçlar geliştirmek gerekmektedir. konu salt ekonomik olmayıp; sosyal ve siyasi sonuçlar da doğuracaktır.
- Uluslararası literatürde ve uygulamalarda alım gücünü korumak ve haneleri desteklemek amaçlı “ayni yardımların” kullanıldığı ve bunların enflasyonist etkisi olmadığı yönünde çok sayıda çalışma yer almaktadır.
Ülkemiz yüksek enflasyon dönemi yaşamaktadır. Asgari ücretliler enflasyondan olumsuz etkilenmekte ve refah seviyeleri düşmektedir. Hükümet enflasyonla mücadelede 2024 yılı sonu itibariyle belli bir mesafe almıştır. Bir yandan enflasyonla mücadele ederken diğer yandan asgari ücretlileri biraz da olsa rahatlatacak kamu politikalarına ihtiyaç bulunmaktadır.
Asgari ücretlilerin marjinal tüketim eğilimlerinin çok yüksek olduğu dikkate alınırsa asgari ücretlilere devletçe yapılacak ilave nakdi ödemelerin enflasyonu artırıcı etkisi olacaktır. Bu ilave nakdi ödemeler enflasyonun daha da yükselmesine neden olacağı için asgari ücretlilerin refahları üzerinde nötr etkisi (belki daha da kötüleştirici etkisi) olacaktır. Asgari ücretlilere nakdi transfer yerine, ayni transfer yapılması önerilebilir.
Dezenflasyon politikasını olumsuz etkilemeden, asgari ücretlilerin mevcut durumlarının iyileştirilmesine yönelik olarak somut önerimiz şudur: Et, süt, yumurta, un, vb. temel gıdaların Tarım Kredi Kooperatif Marketlerinden temin edilmesi için asgari ücretlilere devletin ayda 1.000 TL ayni yardım yapılmasıdır. Bir karta yüklenen aylık ayni değer, kullandıkça düşülebilir. Bu gıda yardımı politikasının bütçeye ek yükünün tahmini 119 milyar TL olacağı tarafımızca hesaplanmıştır. Nakit hareketi olmayacağı için gıda yardımı dezenflasyon politikası ile uyumludur. Gelir dağılımından çok düşük pay alan, asgari ücretliler lehine bu eşitsizlik azalacaktır. Ayni yardım, asgari ücretliler için bir nefes olacak; komşusu aç iken uyumayan bir millet komşusunun refahının artmasından memnun olacak ve toplumsal uyuma katkı sağlayacaktır.
Sadece Un, yağ, şeker, bakliyat ile et, süt, yumurta gibi temel gıdalar, lojistiği kolay bir durumdur. zamanla üretimin planlanması da kolaylaşacaktır. Özellikle Tarım Kredi Marketlerinin aktif rolü üreticinin yönlendirilmesinde etkili olabilir. Haliyle diğer marketlerin bu mallarına olan talepte azalma olacaktır. Bu da enflasyonist baskıyı kırmada etkili olabilir.
Bu durum aynı zamanda bir eşitsizlik sorunudur: Gelir dağılımından çok düşük pay alan asgari ücretliler aleyhine oluşan eşitsizlik azalacaktır Bunun karşılığı toplumsal memnuniyet ve dayanışmadır.
Devlet bunu üretim planlaması ve istihdam için bir fırsata da çevirebilir. Tarım Kredi Marketleri ve Et Süt Kurumu tedarikçileri üretim ve istihdama katkı sağlayacaktır.
Ayni yardım sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi sonuçlar da doğuracaktır. Toplumda kangren olmaya giden, düşük gelirliler üzerindeki hayat pahalılığı sorununun çözümüne katkı verecektir.