Hedonizmin Son Kalesi: Dijital Dünya

İnsan varoluşunun içsel bir yönü olan haz arayışı, teknolojik ilerlemeyle birlikte dramatik bir şekilde gelişmiştir. Hedonik davranışlar tarih boyunca antik Roma’nın zengin şölenlerinden 1920’lerin gece eğlencelerine kadar çeşitli biçimlerde kendini göstermiştir. Ancak dijital çağ bu dürtüyü radikal olarak yeniden şekillendirmiştir. Günümüzde yapay zekânın da katkılarıyla özellikle sosyal medya platformları hedonizme çağ atlatmakla kalmayıp, etik ikilemlerle dolu dijital bir dünya yaratmıştır. Bu dönüşümü tam olarak kavrayabilmek için tarihsel sürecin, biyolojik zorunlulukların ve teknolojik yeniliklerin nasıl bir araya gelerek modern hedonizmi şekillendirdiğini gözden geçirmek gerekiyor.

Hedonik davranış özünde biyolojiye dayanır. İnsan beyninin dopamin tarafından yönetilen geçici ödül sistemi, zevk alınan faaliyetlerin pekiştirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Yemek yediğimizde, sosyalleştiğimizde veya sanatla uğraştığımızda, dopamin mezolimbik yolu doldurur ve bu davranışın tekrarını teşvik eden bir tatmin duygusu yaratır.

Bu mekanizmanın insanların tarih boyunca hayatta kalmasını sağlayan önemli bir rolü olduğu aşikârdır. Nihayetinde kalori açısından zengin gıdalar tüketmenin ya da sosyal bağlar kurarak topluluk halinde yaşamanın uzak geçmişte insanoğlunun hayatta kalma şansını artırmış olduğu düşünülebilir. Ancak, modern çağda bu ilkel dürtü ‘mutluluk ekonomisi’ olarak da bilinen araç haline dönüştürülerek haz ve bağımlılık arasında gelgitlere sebep olan bir mekanizmaya dönüşmüştür.

Günümüzde insanlar, bir uyarıcıya tekrar tekrar maruz kalmanın etkisini azalttığı ve aynı tatmini elde etmek için daha büyük yenilikler gerektirdiği bir fenomen olan ‘hedonik koşu bandı’ ile karşı karşıyadır. Bu durum günümüzde kitap okumak gibi diğer aktiviteleri terk ederek bir platformda yayınlanan popüler bir dizinin tüm bölümlerini art arda izlemek gibi anlık hazlara öncelik veren, ya da sosyal ağlara daha fazla zaman ayırmak için görevlerini aksatan ‘dijital köleler’ yaratmayı başarmıştır!

Esasen, insanlık tarihi hedonik davranışların zaman içinde nasıl evrilerek günümüze ulaştığını gösteren ilginç örneklerle doludur. Özellikle, ekonomik refahın artış gösterdiği ve teknolojik ilerlemelerin gerçekleştiği dönemlerde hedonik davranışlardaki değişimler de ön plana çıkmıştır. Örneğin, 1950’lerde savaş sonrası yıllarda tüketimcilik materyalizmi kültürel bir norm olarak pekişmiş, radyoların yerini almaya başlayan televizyonlarda mutluluğu yeni bir araba, bir ev ya da en yeni mutfak aletlerine sahip olmaya bağlayan reklamlar yayınlanmaya başlamıştır. 1970’lerde ‘tüketim tapınakları’ olarak tasarlanan alışveriş merkezleri, hazzın metalaştırıldığı ve standartlaştırıldığı mekânlar haline gelmiştir.

Fast food endüstrisi, yapay zekâ temelli algoritmalarla çalışan sosyal medya akışları ve bağımlılık yaratan video oyunlarının ortak özelliği, bireyleri aynı sinirsel yollarla ele geçirerek doğal zevkleri gölgede bırakırken hiper-konsantre ödüller sunan dopamin merkezli hedonik tuzaklar barındırmalarıdır.

Konunun derin olması hasebiyle önümüzdeki haftalarda detayları incelemelere devam edelim.

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA