Amerikan Mandası

Çok fazla ilginizi çekmemiş olabilir ancak ABD’de pek çok eyalet tarafından Ekim ayında Google’a haksız rekabet, Aralık’ta ise Facebook’a antitröst sebebiyle davalar açıldı. Her iki şirket de çok fazla büyüyüp rekabet konusunda küçüklere olanak tanımamaları sebebiyle suçlanıyor.

Zuckerberg, bu dava hakkında çalışanlarına “Endişelenmeyin, yakın zamanda bu davaların çalışmalarımıza ciddi bir etkisi olmaz” tadında mesajlar iletse de, geçmişte örnekleri görüldüğü gibi şirketin Instagram, Facebook ve WhatsApp olmak üzere üçe bölünmesi gerekebilir. Bu durumu yaşamamak için Google’ın geçmişte Alphabet adlı bir çatı şirketi oluşturarak çözüm bulmaya çalıştığını hatırlamakta fayda var.

Bu bilgileri paylamama sebep olan ve son günlerde en çok muhatap olduğum soru ise özetle “WhatsApp yerine ne kullanmamızı önerirsiniz?” şeklinde. Bu soruyu soranlara verdiğim cevap ise ‘WhatsApp’ olunca doğal olarak şaşırıyorlar.

Esasen bir şaka gibi görünse de, WhatsApp’ın artık anlık iletişimde bir standart haline geldiği bir sistemde kullanacağımız alternatiflerin de kişisel tercihlerimizden öte toplumsal bir yönelmenin sonucu olarak ‘herkes orada olduğu için’ zaten zamanla oluşacağını basit bir dille nasıl açıklayabilirim bilemiyorum.  Ben esasen değişik çevrelerle iletişim için onlarca alternatif uygulamayı aynı anda kullanmayı düşünmüyorum. O yüzden de herhangi bir arayış içerisinde değilim.

Kaldı ki, WhatsApp özelinde Zuckerberg’in “Bunu onaylamazsan sana hizmet falan yok!” diyerek önümüze koyduğu yeni kullanıcı sözleşmesi konusunda asıl düşündürücü olan nokta kişilerin endişelendiği gibi Facebook tarafından gözetlenmek ya da kişisel verilerinin paylaşımı olmamalı. Çünkü, bunun zaten legal ve illegal formlarda yıllardır gerçekleştiğinin artık tabiri caizse sağır sultan bile farkında.

Peki asıl endişelendirici durum ne olmalı?

Sosyal medya tiranları olarak yıllardır eleştirdiğimiz teknoloji devlerinin özellikle son bir yıl içerisinde yaşadıkları güç zehirlenmesi öyle bir noktaya geldi ki artık rahatlıkla “Mekân benim değil mi kardeşim, kuralları istediğim gibi koyarım!” diyebilmeye başladılar.

Kuralların sadece kullanıcılara yönelik olmadığını, reklam verenlere de benzer bir yaklaşım sergilendiğini söylemek de yanlış olmaz. Öyle ki, Zuckerberg geçtiğimiz Temmuz ayında şirketi protesto ederek reklam vermeyi bırakan işletmelerin çok fazla alternatifleri olmadığın ima ederek “Çok yakında dönerler!” ifadesini kullanmıştı.

Benzer bir şekilde Twitter, Başkan Trump’a kafa tutarak önce twitlerini sansürlemiş, seçimlerden sonraki olaylarda ise twitlerini silip hesabını askıya alarak Trump özelinde dünyaya oldukça ciddi mesajlar vermiştir. Takip eden günlerde benzeri davranışların Facebook grubu tarafından da gerçekleştirilmesi aslında bizlere antitröst davalarının ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. Günümüzde teknoloji tiranları öyle güçlendiler ki, halen ABD başkanlığı devam eden Trump’ın bile bir anda dijital olarak sesinin kesebilecek bir güce sahip durumdalar.

Bundan daha endişe verici bir durum olabilir mi?

Antitröst davası konusunda kendisinden emin olan Facebook geçtiğimiz Aralık ayında açılan antitröst davasına yönelik mesajında şu cümlelere yer vermişti:

…Ancak gerçek şu ki, insanlar ellerinin altında her zamankinden daha fazla seçeneğe sahipler ve biz de paylaşabilecekleri, bağlanabilecekleri, iletişim kurabilecekleri veya sadece eğlenebilecekleri diğer uygulamalara karşı zamanları ve ilgileri için sürekli rekabet ediyoruz. Dünyanın her yerinden insanlar ürünlerimizi mecbur oldukları için değil, hayatlarını daha iyi hale getirdiğimiz için kullanmayı tercih ediyorlar

Uzunca bir metinden alıntıladığım bu paragrafta özellikle son cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum. Kibar bir dillr ifade edilmiş bu cümlenin esasen vermek istediği mesaj açık:

Beğenmeyen gider kardeşim, size hizmet borcumuz mu var!

WhatsApp alternatifleri konusuna dönersek…

Kurtuluş savaşı’nın başladığı günlerde bir kısım insanlar ‘mandacılık’ olarak da bilinen güçlü bir ülkenin himayesine girme konusunda ısrar ediyorlardı. Atatürk ise milletin Erzurum’da bağımsızlığı istediğini vurgulayarak ciddi anlamda Amerikan mandasına girme fikrine karşı çıkarak önemli bir mücadeleyi zaferle sonuçlandırmayı başarmıştı.

Şimdiki WhatsApp alternatiflerine baktığınızda önemli bir kısmının Amerikan, Rus ve Çin merkezli kuruluşlar olduğunu göreceksiniz.

O yüzden de güvercin yetiştirme gibi bir beceriniz yoksa tercihi size bırakıyorum…

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Next Post

Dijital İletişim Özgürlüğü Manifestosu

Paz Oca 17 , 2021
Geçtiğimiz günlerde ‘Dijital İzolasyon’ konulu gerçekleştirdiğim bir sunumda protestoların WhatsApp’ın Facebook ile veri paylaşımı konulu planlarını çok fazla etkilemeyeceğini, ancak ‘kavimler göçü’ olarak adlandırılan diğer platformlara yönelişlerin şirketin bu kararı esnetmesi açısından önemli olacağını ifade etmiştim. Gerçekten de sunumun hemen ardından WhatsApp tarafından yapılan açıklamada kullanıcı sözleşmesine yönelik onay zorunluluğunun […]
%d blogcu bunu beğendi: