Modern Zaman Efsaneleri 6: İnsanoğlunun mavi kürenin dışına çıkma hayalleri

Bağdat’ın 88 km. güneyindeki Hille kasabası yakınlarında yer alan harabelerin ‘Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biri olarak kabul edilen Babil Kulesi’ne ait olduğu düşünülür. Kaynaklarda bu kulenin günümüzden 5 bin yıl önce, her bir kenarı 91 metre genişlikte olan kare bir zemin üzerine kurulu 91 metre yüksekliğinde ve yedi katlı bir tapınak olarak Sümerler tarafından yapıldığı anlatılır.

Efsanelerde Tanrı’ya ulaşmak için inşa edilen kule olarak bilinir Babil Kulesi… ve insanların bu kibirli tavrına kızan Tanrı tarafından yıkıldığına inanılır kulenin…

Tevrat’ın Yaratılış kısmında özetle Nuh peygamberin oğullarının Büyük Tufan‘dan sonra yerleştikleri bu bölgede büyük bir şehir ve göklere yükselen bir kule yapmak istediği, bu durumdan memnun olmayan Tanrı’nın onları farklı diller konuşan 72 millete ayırarak birbirlerini anlamalarını engellediği anlatılır…

Hristiyanlıkta ‘Yedi Ölümcül Günah’tan en tehlikelisi olarak geçer Kibir. Çünkü, kibir kendini Tanrı gibi görmenin ilk belirtileridir ve diğer ölümcül günahların da temelini oluşturur… Kur’an da geçen “Firavun, “Ey Hâmân!” dedi, “Bana yüksek bir kule inşa et; belki bazı yollara, göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Mûsâ’nın ilâhını görebilirim!…” (Mü’min Suresi, 36-37) ayetleri ise kimilerine göre Babil Kulesi’ni, kimilerine göre aynı yükseklikteki piramitleri işaret etmektedir.

Roket fikrini ortaya atarak uzaya seyahatin öncülüğünü yapan Tsiolkovsky’i tanır mısınız, peki? Konstantin Eduardovich Tsiolkovsky pek çoğu bilim kurgu olmak üzere 500’den fazla eseri bulunan bir Rus bilim adamıdır.

Aynı dönemde yaşadığı Jules Verne’den etkilenerek uzay seyahati hayali kuran ve bunu gerçekleştirmek için gerekli olan roketin tasarımı üzerinde çalışan Tsiolkovsky insanoğlunun er geç galaksinin diğer gezegenlerinde koloniler kuracağına inanıyordu.

Hatta uzayda gerçekleştirilecek olan kolonizasyonun insan türlerinde mükemmelliğe, ölümsüzlük ve kaygısız bir varoluşa yol açacağını düşünen Tsiolkovsky belli ki Elon Musk’ın Mars’ta koloni kurma hayallerinin ardındaki motivasyon kaynağını da aslında 150 yıl öncesinden ifşa ediyordu…

Tsiolkovsky’nin en dikkat çekici hayali ise 1865 yılında ziyaret ettiği Eiffel Kulesi’nden gökyüzüne uzanan bir halat ile fezaya kolaylıkla çıkabileceğimiz bir uzay asansörü olarak geçer kaynaklarda. Eiffel Kulesi inşaatının 1867’de başladığı gerçeğini göz önüne aldığımızda, Tsiolkovsky’nin bu hayali aslında Eiffel’in inşaat planlarını duyduğunda kurmuş olabileceğini düşünebiliriz.

Yaklaşık bir asır sonra, Tsiolkovsky’nin bu hayalinden esinlenen meşhur İngiliz bilim kurgu yazarı Arthur Charles Clarke dilimize ‘Cennetin Çeşmeleri’ adıyla çevrilen romanını kaleme alır. Kitapta 22. yüzyılda yerküreden 36km yukarı, yani uzayın sınırlarına ulaşmak için inşa edilen asansör anlatılmaktadır…

İnsanoğlunun merdiven ya da asansörle mavi kürenin dışına çıkma hayalinden bahsetmişken, bundan 16 yıl önce ‘Japonya’da uzaya 168 ton yük taşıyabilecek bir asansör projesi yürüttüğünü’ iddia eden Türk’ün hikayesini de bu köşede paylaşmak lazım diye düşünüyorum.

Ona da bir sonraki yazıda değinelim isterseniz…

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Next Post

Modern Zaman Efsaneleri 7: ATA Uzay Asansörü

Cts Oca 25 , 2020
15 Nisan 2004 tarihli gazetelerde milli duygularımızı kabartacak bir manşet vardı: “Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’ün adını taşıyan ATA Uzay Asansörü projesi İstanbul’da tanıtıldı” Bu haberi takip eden altı yıl boyunca kendisini Japonya’da 58 kişinin çalıştığı uzay asansörü projesinin lideri olarak tanımlayan Doç. Dr. S.A.’yı yakından tanıma fırsatı bulduk. Ülkemizde davet edildiği […]