Türkiye’de son üç yılın gelişmelerine bakınca siyasetin, ekonominin ve yönetimin kendine has bir hareket alanı oluşturulduğu görülmektedir. Dar ve kısır bir alandan söz edilmiyor. Sadece her “karar verici, kendi çapı ölçüsünde” bir hareket alanına sahip ve bu alanı bazen, fütursuzca da kullanabilmektedir. Hal böyle olunca, yürümeyen işlerin birinci sorumlusu siyaset […]