Dijital İletişim Özgürlüğü Manifestosu

Geçtiğimiz günlerde ‘Dijital İzolasyon’ konulu gerçekleştirdiğim bir sunumda protestoların WhatsApp’ın Facebook ile veri paylaşımı konulu planlarını çok fazla etkilemeyeceğini, ancak ‘kavimler göçü’ olarak adlandırılan diğer platformlara yönelişlerin şirketin bu kararı esnetmesi açısından önemli olacağını ifade etmiştim.

Gerçekten de sunumun hemen ardından WhatsApp tarafından yapılan açıklamada kullanıcı sözleşmesine yönelik onay zorunluluğunun üç ay süre ile ertelendiğinin açıklanması bu konudaki öngörülerin doğruluğunu ispatlaması açısından önemli.

Yine aynı konuşmada vurguladığım hususlardan birisi, ‘kavimler göçü’nün sadece platformlar arası geçişin herkes tarafından kabul gören tek bir uygulamada odaklanması durumunda başarılı olabileceği gerçeği idi ki, bu durumun kısa sürede gerçekleşmesi mümkün görülmüyor.

Bir diğer önemli husus ise WhatsApp’a alternatif platformların herkes tarafından kabul gören birer endüstri standardı haline gelebilmeleri için gerçekten kullanıcı mahremiyetine ve iletişim güvenliğine duyarlı olmaları ve ticari kaygılardan uzak kalabilmeleri gerçeğidir ki böyle bir platformun sadece bağışlar ya da küçük bir ücretle küresel olarak faaliyetlerini sürdürebilmesi ekonomik açıdan pek uygulanabilir görünmüyor.

 O yüzden de kullanıcıların artık ‘ücretsiz ürün ve hizmetlerin dayanılmaz cazibesi’ne kapılmadan bu hizmetlere bedel olarak kişisel verilerini değil ilgili hizmetin maddi değerini ödemeyi kabullenmeleri gerekmektedir. Tıpkı bir dönem korsana yöneldiği halde günümüzde Netflix ve Spotify gibi platformları ücret karşılığında kullanmaya alışan çok sayıda kullanıcı gibi dijital iletişim platformlarını kullananların da bu hizmetlere makul bir ücret ödemeleri gerektiğini fark etmeleri gerekiyor.

Bu hususta İngilizce “free” kelimesini örnek vermeyi tercih ediyorum. Kelimenin iki temel anlamından birisi ‘ücretsiz’ iken diğeri ise ‘özgür’ anlamına geliyor. Dijital izolasyona karşı bireysel özgürlüğümüz ile ücretsiz ürün ve hizmetlere olan zaafımız arasında bir tercihte bulunmamız şart.

Son olarak ulusal alternatifler konusunda da bir çift sözüm var. Elbette bu arayışta ulusal çözümlerden yararlanmak önemli bir husus. Ancak, burada dikkatlerden kaçan nokta mevcut yerli alternatiflerin de birer ticari varlık olduğu gerçeğidir. Dijital iletişim açısından ihtiyaç duyduğumuz ürün ise “milli ve yerli” olmak zorundadır. Diğer bir ifade ile, bir platformun sadece yerli olması yetmez, milli olabilmesi için ticari kaygılardan uzak olarak gerçekten ulusal verilerimizin sadece dış değil iç pazarlarda da meta olarak kullanımına izin vermeyecek bir sistem geliştirilebilmesi gerekiyor.

Bu durum da yazılım ve donanım başta olmak üzere tüm altyapısının milli bir mutabakat platformu tarafından oluşturulması ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Daha açık ifade etmek gerekirse, tıpkı Signal uygulamasında olduğu gibi ticari amaç gütmeyen bir vakıf benzeri oluşum tarafından, gönüllü bağışlar ve/veya sembolik olarak ihtiyaçlarını karşılayacak ücret karşılığında geliştirilip sürdürülebilirliği sağlanan bir platform oluşturulması uygun olacaktır. Böyle bir oluşumun Pardus projesinde olduğu gibi ilk etapta kamu öncülüğünde başlaması ve kamu fonlarından desteklenmesi önemli bir adım olacaktır.

Yukarıda belirttiğim hususlar ışığında iletişim özgürlüğü açısından zaman içerisinden geliştirilebilecek bir manifesto belirdi kafamda. Sizlerden gelecek öneriler ışığından bu manifesto daha da zenginleştirilebilir:

Dijital İletişim Özgürlüğü Manifestosu

  1. Bireylerin dijital platformlarda iletişim hakları evrensel bir hak olarak tüm dünyada teminat altına alınmalıdır.
  2. Dijital iletişim platformları sundukları ücretli ya da ücretsiz hizmetler karşılığında hiçbir surette kullanıcıların kişisel bilgilerini açık izinleri olmadan paylaşmaya zorlayamaz, etik olmayan yollardan bu bilgilere erişemez ve başkaları ile paylaşamaz.
  3. Dijital iletişim platformları kullanıcılarına çift taraflı şifrelenmiş iletişim sağlamakla yükümlüdür.
  4. Dijital platformlara üyelik esnasında ilgili kanunlar tarafından tanımlanan ulusal güvenlik ve benzeri hukuki gerekçelerle ve mahkeme kararına dayalı olarak mevcut hesapların güvenlik birimleri tarafından takip altına alınabileceği hususunda kullanıcılar açık bir şekilde bilgilendirilir.
  5. Üyeliği sonlandırılan kullanıcılara ilişkin kayıtlı veriler yasalar tarafından belirlenen süre zarfında muhafaza edildikten sonra imha edilir.

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Next Post

Tehlikenin farkında mısınız?

Cum Oca 22 , 2021
Geçtiğimiz haftalarda neler demiştik, bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır: Teknoloji tiranlarının ‘dijital izolasyon’ tehditleri sadece bireyler değil, ülkeler için de tehdit haline geldiği bir çağa girmiş bulunuyoruz. Günümüzde bireylere rahatlıkla “Kullanım koşullarımı beğenmeyen kullanıcılara hizmet vermek zorunda değilim” diyebilen sosyal medya devleri artık ülkelere ve siyasi erklere de kafa tutabilecek […]

Benzer yazılar...

%d blogcu bunu beğendi: