Ekranlara sığdırılan hayatlar

Yahu şu İnternet olmasa ne yapardık?” dedi altmışlarında emekli bir tanıdığım.

Çocukluğunda en lüks eğlencesi zengin akrabalarının evinde radyo yayını dinlemek olan bir kuşağın pandemi sürecinde giderek artan oranda sosyal medyaya bağımlı hale gelişinin itirafı olarak algıladım bu cümleyi…

Hayatı küçücük ekranlara sığdırmaya çalışmak ne kadar doğru?” sorusuna cevap verebilmek için belki de öncelikle samimi bir şekilde şu soruya cevap aramalıyız:

Sosyal medya kullanımı gerçekten bir ihtiyaç mıdır?

Türk Dil Kurumu ‘ihtiyaç’ kelimesini farklı şekillerde tanımlıyor. Birinci tanıma göre ihtiyaç ‘eksikliği duyulan şey yani gereksinim’ olarak çıkıyor karşımıza. Su içmek, açlığı gidermek ve barınmak gibi karşılanmaması durumunda yaşamımızı sürdürmekte zorlanacağımız gereksinimlerle karşılaştırdığımızda sosyal medya kullanımının temel bir gereksinim olmadığını rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

O yüzden de ikinci tanıma baktığımızda karşımıza ‘güçlü istek’ ifadesi çıkıyor ki bu ifade akıllara ‘bağımlılık’ kavramını getiriyor. Uzun yıllardır bu köşede türü ne olursa olsun giderek artan oranda bizleri olumsuz olarak etkilemeye başlayan teknoloji bağımlılıklarına dikkat çekmeye çalışıyorum. Çünkü, kendi ellerimizle sosyal medyayı bağımlılık düzeyinde bir ihtiyaç haline getirmemiz beni oldukça rahatsız ediyor.

Özellikle pandemi döneminde sosyal ağlar evlerine kapanan insanların neredeyse tek sığınağı haline gelmiş durumda. Son bir ay içerisinde farklı ülkelerde yayınlanan pandemi dönemine ilişkin istatistiklere baktığımızda sosyal medya kullanımının dünya çapında ortalama %75 civarında artış gösterdiğini görüyoruz.

Bu durum ise özellikle pandemi sebebiyle hareketlilikleri kısıtlanan çocuklar ve gençler açısından bir risk teşkil ediyor. Kontrolsüz kullanım alışkanlıkları bu yaş gruplarında uyku düzensizlikleri, yeme bozuklukları, derslere odaklanma sorunları ve çeşitli sağlık sorunları ile sonuçlanabilecek ciddi sorunlara sebep verebileceği için eğlence amaçlı İnternet kullanımının ebeveynler tarafından dikkatle takip edilmesi önem arz ediyor.

O yüzden “Yahu şu İnternet olmasa ne yapardık?” sorusunu sosyal medya düşkünlüğümüzü tescillemek için sormak yerine, ‘Giderek artan oranda İnternet kullanımı sebebiyle acaba hangi aktivitelere ayırabileceğimiz zamandan fedakarlık ettiğimizi’ sorgulamak için kullanmamız daha doğru olmaz mı…

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Next Post

Eflatun ve Sosyal Medya

Cum Ara 18 , 2020
Eflatun olarak da tanıdığımız Platon ya da asıl adı ile ARİSTOKLES hepimizin az ya da çok tanıdığı meşhur Antik Yunan filozofudur. Nasıl şu anda dijital bir çağa geçiş süreci yaşıyorsak, Eflatun’un da yaşadığı dönemde de sözlü kültürden okur-yazar kültüre geçişin yaşandığı biliniyor. Önceki dönemlerde Homeros gibi epik şiir ve destanlar […]
%d blogcu bunu beğendi: