Ümitli olmak için en büyük felsefe ve tabiat kanunu

Hayatımın hiçbir döneminde sosyalist olmasam da Georges Politzer’in Felsefenin Temel İlkeleri adlı kitabı bazı yönlerden beni etkilemiştir. Özellikle, “diyalektiğin özellikleri” adlı bölüm, düşünme metodumu bazı açılardan da olsa kısmen değiştirmiştir. Bu bölümde Politzer diyalektik yöntemin dört felsefe kanununu anlatır, o açık ve pratik üslubuyla. Bu dört kanun da, yaşama ümitli bakmamız için felsefî ve aynı zamanda tabiatın içinden gelen sebepler sunar bize. Aslında, esas amacı bu değildir diyalektik yöntemin ama burada anlatacağım felsefe ve tabiat kanununu kabul ettiğinizde, otomatikmen hayata daha ümitli bakıyorsunuz. Konuya girelim.

Burada anlatacağım kanun “nicel-nitel” kanunudur. Kısacası, bu kanun “nicel değişiklik, nitel değişikliği getirir” diyor. İlk bakışta anlam veremediğimiz bir cümle ama bekleyin, açıklayacağım. Bu kanun diyor ki, sayıyı artırmak, özelliği değiştirir. Yine anlaşılmaz oldu biliyorum, sonuçta felsefî bir kanunu anlatıyorum, biraz sabırlı olun. Daha açık yazayım örneklerle. Mesela, suyu ısıtıyorsunuz, suyun sıcaklığını yavaş yavaş artırıyorsunuz 10 derece, 15 derece, 25 derece… Suyun özelliklerinde bir değişiklik yoktur. Su, sıcak sudur ama sonuçta sudur. Artırmaya devam ediyorsunuz, 35 derece, 45 derece, 65 derece… Hâlâ suyun özelliklerinde bir değişiklik yoktur. Artırmaya devam ediyorsunuz, 75 derece, 85 derece, 99 derece… Su çok sıcak olmuştur ama yine de sudur. Son olarak 1 derece daha artırıyorsunuz 100 derece olunca (1 atm basınçta) su buharlaşıp, uçmaya başlıyor. Artık su, su değil buhardır. Yani su, özelliğini değiştirmiştir. Yani nitel değişiklik yaşamıştır. Bunu nasıl başardık? Suyun sıcaklığını artırdık. Kısacası, nicel, sayısal değişiklik yaptık, ısıyı artırarak. Sayıyı, denemeyi artırarak en sonunda suyu buhar yaptık. Öz olarak; nicel değişiklik sağlayarak, nitel değişiklik sağladık.

Bu denemenin tersi de aynı nicel değişiklik, nitel değişikliği getirir sonucunu verir. Mesela, bir bardak suyu alın. İkiye bölün. İkiye böldüğünüzü de ikiye bölün ve böyle bölmeye devam edin. En sonunda bir damlaya ulaşırsınız. O damlayı da bölmeye devam edin, laboratuvar ekipmanlarıyla. Belki de 100. bölümden sonra suyu oluşturan H2O’ye ulaşacaksınız. Onu da bölerseniz, 2 Hidrojen atomu ve 1 Oksijen atomuna ulaşacaksınız. Yani su, artık su olmaktan çıkacak. Yani bölme işlemini artırarak, nicel değişikliği sağlayarak, nitel değişikliği sağlayacaksınız.

Bu fesefe ve tabiat kuralı sadece tabiatta değil, yaşamda da geçerlidir. Mesela, bir milletvekili adayının milletvekili olmak için 78.897 oya ihtiyacı vardır. Oy sayısını artırıyoruz, 77.000 oya kadar sayıyı artırdık diyelim, aday hâlâ adaydır. Vekil olamamıştır ama sayıyı artırıyoruz ve 78.897 oya ulaştığımızda bir sıçrama oluyor ve aday, artık vekil oluyor. Nitel değişiklik gerçekleşiyor.

Başka bir örnek, kendi alanım olan savaş sanatı-strateji alanından. Mesela, savaş sanatı konusunda uzman olmak istiyorsunuz. İlk önce bir kitap okuyorsunuz, olmuyor. İkinci kitabı okuyorsunuz, yok. Kitap sayısını ve kitapların üzerinde tefekkür etme sayınızı devamlı artırıyorsunuz. Üç sene sonunda bakmışsınız bu konuda 200’e yakın kitap okumuşsunuz, bir bakıyorsunuz ki bu konuda uzmanlar arasına girmişsiniz. Nicel değişiklik, nitel değişikliği getiriyor.

İşte bu felsefe ve tabiat kuralı, bizim yaşama daha ümitli bakmamıza sağlıyor, tabiî eğer bu kuralı devamlı zihnimizde tutarsak. Ben kendi yaşamımda karamsarlıktan çıkabilmek için bu kuraldan çok yararlandım. Şimdi, günümüzdeki problemlere bakalım. Bütün dünya corona virüsünden dolayı karantina altında. Dünyada ciddi sayıda insan bu virüsün insanlığın çoğunluğunu öldüreceğini düşünüyor. Bunun yanısıra, dünyanın neredeyse her ülkesinde bilim adamları harıl harıl bu virüse karşı ilaçlar ve aşılar geliştirmek için gece gündüz çalışıyorlar. Deneyler yapıyorlar. İşte diyalektik yöntemin bu felsefe kuralı, deneyler arttıkça en sonda suyun buharlaşması gibi, adayın milletvekili olması gibi, bir noktada bir sıçrama olacak ve eninde sonunda virüse karşı bir ilaç ve aşı bulanacak! Yalnızca nicel değişiklikleri artırmak gerekiyor. Bu şekilde, nitel değişiklik olan ilacın bulunmaması felsefe ve tabiat kanunu açısından imkansız gibi.

Şimdi usta karamsarlar, uslanmaz kötümserler şu itirazda bulunacaktır: İyi de bu nitel değişiklik gelene kadar dünyanın şu kadarı ölecek. Birincisi, ölüm oranları çok düşük, genel olarak ölüme çare de hâlâ bulunamadı. Bunu hayatın ve tabiatın başka bir kanunu olarak kabul etmek gerek. İkincisi de, nicel değişiklik, nitel değişikliği getirir kanununu bu konuda da uygulayabiliriz. Ters mantık yapalım: Eğer dışarı çıkış sayımı artırırsam, hasta olarak nitel değişiklik geçireceksem, ben de o zaman evde kalma gün sayımı artırarak, bu nitel değişikliği mümkün olduğunca önlerim. Evde kalma gün sayımı artırarak, yani dışarı çıkma sayımı azaltarak, ilaç bulunana kadar bu nitel değişikliğe direnirim çünkü nitel değişiklik, dışarı çıkarsam sağlanacaktır, evde kalırsam değil. Bir adayın, oylarını azaltarak milletvekili olamayacağı gibi, ben de dışarı çıkış sayımı azaltarak hasta olmayacağım, ta ki ilaç bulunana kadar. Ters bir mantıkla, evde kalış sayımı artırarak, bütün dünya hasta olurken, ben hasta olmayarak “nitel değişiklik” sağlamış olacağım.

Bu kanunu, hayatınızın birçok evresinde ve kısmında kullanabilirsiniz. Nicel değişikliğin, deneme sayısının, daha doğrusu zekice deneme sayısının artışının eninde sonunda nitel değişikliği yaptığına inandığımda, ümitli ve iyimser olmak için çok büyük bir sebebim var demektir. Çünkü biliyorum ki bu Tanrının koyduğu bir felsefe ve tabiat kanunudur. Bu kanun değişmeyecektir o halde buna inanıp, niceli değiştirdiğimde, nitel değişikliğe, yani hedefime, güzel günlere ulaşmam doğal bir sonuçtur.

İşte size, ümitli olmak için bir felsefe ve tabiat kanunu…

Bu corona günlerinde iyimser ama tedbirli olmanız dileğiyle…

Mete Aksoy

 

Mete Aksoy

Next Post

İçindeki İçinde

Cum Nis 10 , 2020
Aşkın panzehridir ayrılık acısı… Yüreğe saplanan bir ok misali ne çıkarıp atabilirsin, ne de dağlamasına katlanabilirsin yaralı yüreğini…  Öylece beyhude bekler durursun vuslat vaktini… Rüyalarındır seni ona kavuşturan tek dostun… Oysa ki o rüyalar değil midir bir girdap gibi seni içine sürükleyip Mecnûn’a çeviren? Zaman duruverir, Leyla’ya kavuşma ümidiyle buzdan […]

Benzer yazılar...