Su tüketim ayak izleri

Çevre ile ilgili yazmaya bir süreliğine ara vermeyi planlamış olmama rağmen, geçtiğimiz günlerde okuduğum üzücü bir haberden sonra bu hafta da konuya ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunmaya karar verdim.

Geçtiğimiz hafta Tayland’da karaya vuran bir balinanın ölüm sebebinin midesinden çıkan yaklaşık 8 kg ağırlığındaki 80 adet poşet ve benzeri plastik ambalajlar olduğu anlaşılmış.

Daha önce yazmıştım, okyanuslardaki plastik atıkların üzerini kaplayan su yosunları doğal bir sülfür bileşiği açığa çıkararak kuşların yanı sıra okyanuslarda yaşayan balık türleri için tehlikeli bir cazibe yaratıyor.

Güncel bir araştırmaya göre okyanuslardaki atık plastik miktarının an itibariyle Fransa’nın üç katı büyüklükte olduğu ortaya çıkmış! Önceki yazılarda bu atık miktarının 8 milyar tonun üzerinde olduğunu paylaşmıştık. Yeni araştırmanın bulgularına göre ise bu atıklar 1.6 milyon metrekare alana yayılmış durumda ve 500 jumbo jeti dolduracak büyüklükteki atıkların 1.8 trilyon plastik parçasından oluştuğu düşünülüyor.

Endüstriyelleşme ile çevreye salınan tek tehlike karbondioksit ve plastik atıklar olmayıp cıva gibi tehlikeli maddeler kara, hava ve denizlerde yaşayan canlıları tehdit eder duruma gelmiş durumda. Alplerden gelen doğal kaynak sularında bile çinko, alüminyum ve nikel gibi ağır metaller sadece hayvanlar için değil, insanlar için de alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere pek çok ciddi sıkıntıya sebep olabiliyor.

Daha da vahim olan şey ise, küresel ısınma ve çevre kirliliğinin gıdalara olan olumsuz etkileri… Küresel ısınma sonucu iklim değişikliğinden etkilenen bitki ve ağaçların verimi de etkilenmiş durumda. Örneğin, yüzyılın sonuna kadar buğday ve mısır üretiminde %20 ile %40 arasında azalma bekleniyor.

Küresel ısınma gıdaları sadece üretim miktarı olarak etkilemiyor. Yapılan güncel bir araştırmaya göre artan karbondioksit miktarının bitki ve ağaçlardan elde edilen ürünlerin besin değerini de olumsuz etkilediği ortaya çıkmış! Örneğin, soya ve mısır gibi ekinlerde çinko ve demir gibi mineral miktarında azalma görülürken, toksinlerde artış gözlenmiş. Benzer bir şekilde, en önemli besin kaynaklarından birisi olan pirinçte bu iki mineralin yanı sıra, B1, B2, B5 ve B9 vitaminlerinde azalış görülürken, E vitamininde artışa rastlanmış…

Geçtiğimiz ay akademik bir dergide yayınlanan nüfus artışı ve küresel ısınma arasındaki ilişkiye bağlı geleceğe yönelik simülasyon sonuçlarına baktığımızda ise araştırma kapsamında oluşturulan dört farklı senaryodan sürdürülebilirlik senaryosu dışında insanoğlunun çevreye yönelik duyarsızlığı devam ettiği sürece gelecekte insan ırkını ciddi bir tehlikenin beklediği bilimsel olarak öngörülüyor. Sadece sürdürülebilirlik senaryosunda tehlikenin farkına varan insanoğlunun ciddi tedbirler alması durumunda uzun vadeli olumsuzlukların en aza indirilebileceği ortaya koyuluyor.

Aslına bakarsanız, gerek mikro gerekse makro bazda sürdürülebilir bir geleceğe yönelik çabalar bulunsa da, hükümetlerin ekonomik kalkınmaya çevresel kaygılardan daha fazla önem vermesi sebebiyle mevcut çabaların çoğu yetersiz kalıyor.

Örneğin, Trump hükümetinin çevreye karşı kaygısız tavırlarına rağmen ABD’nin pek çok eyaletinde alışveriş poşetlerinden pipetlere kadar pek çok plastik ürününün kullanımı yasaklanmış durumda! Ancak, önceki yazılarımda da değindiğim gibi alternatif ürünlerin üretiminde kullanılan su miktarı ile o ürünlerin üretim sürecinde oluşan atıklar gibi faktörler maalesef alternatiflerin de çevresel açıdan çok da faydalı ürünler olmaktan uzak olduğunu gösteriyor.

Örneğin, McDonalds’ın 1300 restoranında sadece talep eden müşterilerine plastik yerine kâğıt pipet vermesine yönelik eleştirilerin başında kâğıt üretiminin ağaçlara verdiği zarar ile bu amaçla tüketilen su miktarı geliyor. Üstelik uygulamanın sadece tercih eden müşterilerle sınırlı olması uygulanabilirliğini sınırlandırıyor. Ancak şirket bir başka uygulama ile, 2025 yılına kadar tüm ambalajlarını %100 yenilenebilir ve geri dönüşüme uygun malzemelerden sağlamayı da hedefliyor.

Benzer bir şekilde, Starbuck sadece İngiltere’deki 54 mağazasında plastik yerine kâğıt pipet uygulamasını test ederken, 150’si California eyaleti olmak üzere ABD’nin sadece 300 şehirde plastik poşet kullanımı yasaklanmış ya da ücretli hale getirilmiş durumda.

Su kaynaklarının kısıtlı oluşu sebebiyle ürünlerin sanal su tüketimi ya da güncel tabirle üreticilerin su tüketiminin ayak izlerinin takibi çevreci hareketlerin en çok üzerinde durduğu şeylerin başında geliyor. Bu konuda Coca Cola’nın 2016 yılında New York Times gazetesinde tam sayfa ilanla duyurduğu sosyal sorumluluk projesine de değinmemiz gerekiyor.

“Kullandığımız her bir damla için bir damla geri veriyoruz.” ifadesi ile özetlenen proje kapsamında her bir kola şişesi için kullanılan su miktarı kadar su israfını azaltıcı çabalarda bulunmanın yanı sıra 2030 yılına kadar üretilen tüm paketlerin miktarı kadar atığı dönüşümden geçirme sözü veren şirketin hedeflerinin başında sürdürülebilir su kullanımını teşvik etmek yer alıyor.

Bu uğurda 2 milyar Dolar’ı gözden çıkaran şirket 100’ün üzerinde ülkede doğrudan hükümetler ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliğine girişerek ciddi adımlar atmayı başarmış görünse de, çevrecilerden gelen ciddi eleştiriler ile karşı karşıya kalmaktan kurtulamamış. Tepkilerin başında şirketin sadece üretim esnasında tükettiği su ve oluşan atıklara odaklandığı, oysa ki tedarik zinciri sürecinde oluşan çevresel zararın çok daha fazla olduğuna yönelik eleştiriler geliyor.

Örneğin, yarım litrelik bir kola üretiminde kullanılan su miktarı sadece 400 ml olarak görülse de, kolanın en önemli hammaddesi olan şekerin üretimi için 28 litre ve 500 ml’lik bir pet şişenin üretimi için 7 litre olmak üzere toplamda 36 litreye yakın su tüketildiği ifade ediliyor.

Su tüketimi ayak izlerini takip ettiğinizde ise pek çok ürünün gerçekte ne kadar ciddi düzeyde su tüketimine sebep olduğunu fark ediyorsunuz. Örneğin, basit bir tişört için gereken pamuğun su miktarı 3 tonu bulurken, ortalama bir Amerikanlının su tüketimi günlük 8 ton civarında. Elbette gün içinde yediği hamburgerin için harcanan 2 tonluk su ile diğer ürünlerin su tüketim ayak izleri bu miktara dahil değil…

Prof. Dr. Mustafa Zihni TUNCA

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *