Denetimsiz Yayıncılık Tüm Dünyada Büyük Sorun Yaratacak

''Denetimsiz Yayıncılık Tüm Dünyada Büyük Sorun Yaratacak''

Çağımızın en büyük sosyalleşme aracı belki de en büyük düşmanımız olabilir. Bilinçsizce kullanılan sosyal medya ve internet bağımlılığa dönüşerek aile ilişkilerini kopma noktasına getirebilir.

ALPER GÜNDOĞDU / BEN HABER

İnternet ve sosyal medya artık bir eğlence ve sosyalleşmenin ötesinde zararlı içerikler barındıran bir bağımlılık haline gelmeye başladı. Yaşanan bu bağımlılıktan kurtulmanın yoluysa Prof. Dr. Mustafa Zihni Tunca’ya göre bilinçli bir toplum yaratmaktan geçiyor. Prof. Dr. Tunca “Nasıl ki bıçakları kötü amaçlarla kullanılabilir diye yasaklamıyorsak, sosyal medya ve internet de öyledir.” dedi.

Sosyal medyanın bugün içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günümüzde sosyal medya ciddi bir dezenformasyon kaynağı durumunda. Ancak dünya nüfusunun önemli bir kısmı tarafından birinci derece bilgi ve iletişim kaynağı olarak kullanılması sebebiyle bazı tehditlere ev sahipliği yapıyor. Mevcut haliyle ciddi bir dezenformasyon kaynağı durumunda olan sosyal medyada kullanıcılar paylaşılan bilgilerin doğruluğunu sorgulamadan kendi çevreleriyle paylaşarak zararlı içeriklerin hızlı bir şekilde yayılmasına sebep oluyorlar. Bunun sonucunda da oluşan bilgi kirliliği kötü niyetli kişi ve oluşumlar tarafından provokatif amaçlı kullanılabiliyor.
ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI: İNTERNET BAĞIMLILIĞI
İnsani değerlerin ötesinde para, ihtişam ve güç gösterisi odaklı sosyal medya paylaşımları gençlerin gelişiminde nasıl sıkıntılara yol açabilir?
Sosyal medya ile ilgili ciddi sıkıntılardan bir diğeri de giderek artan oranda karşımıza çıkan İnternet ve özellikle de sosyal medya bağımlılığı. Tıpkı alkol ve kumar bağımlılığı gibi ciddiye alınıp tedavi edilmesi gereken bu hastalık çağımızın en yeni ve giderek artan oranda karşımıza çıkan davranış bozukluğuna dayalı psikiyatrik rahatsızlıkları arasında yer alıyor. Özellikle gençlerde görülen bu bağımlılık türü zamanında fark edilmezse ileri düzey tedavi gerektiren bir durum halini alabiliyor. Bu bağımlılığın çeşitli sebepleri bulunmakla birlikte, en önemli etkenlerin başında sosyal medyanın insanlara çok hızlı bir şekilde çevre edinme ve şöhret sahibi olma gibi imkanlar sunması geliyor ki bu durum en çok da gençlere cazip geliyor. Asosyal insanların sanal bir ortamda esosyal hale gelmesini sağlayan sosyal ağlar sayesinde insanlar gerçekte olduklarından çok farklı kimlik ve kişiliklerle kendilerini sunabilmenin cazibesine kapılarak ileride pişman olabilecekleri davranışlar sergilemekten kaçınmıyorlar. Fenomen adı altında sosyal ağlarda çok sayıda kişi tarafından takip edilen ve sokakta görseniz muhtemelen tanımayacağınız kişileri örnek alan bazı gençler kısa zamanda sanal şöhret sahibi olabilmek sosyal medyada agresif, alaycı, saygısız, kavgacı, ahlaka aykırı, küfür, hakaret, tehdit ve nefret söylemleri içeren paylaşımlarda bulunmaktan çekinmiyor. Üzücü olan gerçek ise, bu gibi paylaşımların sosyal medyada ergen grupları arasında itibar gören davranışlar arasında yer alması.
“İNTERNETİ KISITLAMAK YERİNE BİLİNÇLİ TOPLUM YARATILMALI”
Cinsellik, şiddet ve benzeri zararlı paylaşımlar artık ulaşılması çok kolay bir noktada. Gelişim çağındaki çocukları koruyabilmek adına neler yapılabilinir?
İnternet maalesef yasaklarla veya engellerle erişiminin tamamen ya da kısmen önüne geçilmesi oldukça güç olan teknolojik altyapıya sahip bir medya türü. Öncelikle bu durumun net olarak anlaşılması ve koruyucu önlemlerin kısıtlamalar üzerine değil bilinçli bir toplum yaratma üzerine odaklanması gerekiyor. Her zaman verdiğim bir örnek var. Bıçak doğru kullanıldığında insanlık için faydalı bir ürün olmasına rağmen kötü amaçla kullanıldığında insanlara zarar veren bir araç haline dönebilmektedir. Bu durum bıçağın zararlı bir ürün olduğu ve kullanımının yasaklanması gerektiği anlamına gelmez. Benzer bir şekilde sosyal medya doğru kullanıldığında hayatımızı oldukça kolaylaştıran bir iletişim kanalı olduğu halde sadece zararlarını göz önüne alarak erişimini zorlaştırmaya çalışmak insanların farklı şekillerde gizli erişim yolları bulmaya yöneltecek ve kontrol edilmesi daha güç bir durum ortaya çıkabilecektir. Bu noktada sadece ailelere değil, eğitim kurumlarına, devlete ve sivil toplum örgütlerine görev düşüyor. Devlet tarafından sunulan ve çocukları korumaya yönelik güvenli İnternet paketlerinde yer alan aile koruma filtreleri ile okullar başta olmak üzere resmi kurumlarda sunulan zararlı içeriklere yönelik engellemeler bu konuda alınan tedbirlerin başında geliyor. Bunun yanı sıra 5651 sayılı kanun kapsamında şikayet edilen zararlı paylaşımların yer aldığı sitelere yönelik erişim engelleri de cinsellik başta olmak üzere çok sayıda zararlı içeriğe erişimi güçleştiriyor. Elbette, yukarıda da ifade ettiğim gibi farklı şekillerde bu engellerin aşılması mümkün. Bu yüzden de ailelere bu noktada çocuklarının İnternet’e bağlanan cep telefonu başta olmak üzere sosyal medyaya erişim sağladıkları cihazların takibi hususunda bilinçli davranmaları ve kullanım sürelerini sınırlandırmaları gerekiyor. Elbette çocukların bu durumu ebeveynlerin gereksiz yasaklarından birisi olarak algılamasının önüne geçebilmek için tıpkı sokakta olduğu gibi İnternet ortamında da zararlı kişilerin yer aldığı hususunda çocukları uygun bir dille bilgilendirmekte de fayda var. Okul düzeyinde ise maalesef ülkemizin en önemli eksikliklerinden birisi Sosyal Medya Kullanımı eğitiminin var olmayışı. İlk, orta ve lise yıllarında çocuk ve gençlere zorunlu olarak verilmesi gereken bilinçli sosyal medya kullanımı dersi ile aslında sadece onların bilinçli kullanmayı öğrenip zararlı içeriklerden korunması değil aynı zamanda zararlı kullanım ve paylaşımların önüne geçilmesi de sağlanabilir.
Televizyonlarda alkol ve sigara görsellerinin dahi kullanılmasının yasak olduğu günümüzde, sosyal medyada aleni bir şekilde uyuşturucu temin ve özendirilmesinin önüne nasıl geçilebilinir?
Anayasamızın 58. Maddesinde “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” hükmü yer alıyor. O yüzden de alkol, sigara, uyuşturucu, kumar ve sağlığa zararlı diğer alışkanlıklara sebebiyet verebilecek tüm ürün ve hizmetlerden gençlerin korunması devlet güvencesi altında yer alıyor. Daha önce belirttiğim 5651 sayılı kanun uyarınca şikayet edilmesi durumunda bu gibi ürün ve hizmetlerin kullanımını özendiren ve kullanımına imkan sağlayan sitelere erişim ivedilikle engelleniyor. Ancak erişimi engellenen bir site yerine yenisini açmanın oldukça kolay olmasının yanı sıra Facebook başta olmak üzere sosyal ağlar ve forum sitelerinde maalesef bu gibi zararlı ürünlerin temini mümkün olabiliyor. Bu yüzden de kapsamlı bir mücadele için aileler, eğitim kurumları, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında ciddi bir işbirliği gerekiyor.
Türk aile yapısı 20 yıl sonra sosyal medya odaklı olarak alacağı zararlarla hangi noktaya gelecektir. Baş gösteren yozlaşmanın önüne geçebilmek için neler yapılabilinir?
Yirmi yıl sonrasını beklemeye gerek yok, ebeveynlerin evde beraber geçirdikleri saatlerde cep telefonlarından sosyal medyaya ayırdıkları süre çocukları ile etkileşimde oldukları sürenin üzerinde olduğu sürece aile ilişkilerinin yakın gelecekte hızlı bir şekilde tamamen kopma noktasına geleceğini söyleyebiliriz. Günümüzde insan ilişkilerini törpüleyen sosyal medya bağımlılığını en aza indirebilmenin en kolay yollarından birisi teknoloji detoksu olarak da adlandırabileceğimiz arınma seanslarından geçiyor. Özellikle aile bireylerinin bir arada geçirdiği akşam saatleri ve hafta sonlarında cep telefonu ve başta olmak üzere sosyal medya erişimini sağlayan teknolojik cihazlardan uzak durarak aile üyeleri ile birlikte sosyalleşmeyi sağlayacak aktiviteler gerçekleştirmek gerçekten önemli. Bu aktiviteler içinde gençleri kitap okumaya teşvik edecek okuma saati mutlaka yer almalı, en az bir saat aile bireyleri aynı ortamda sevdikleri kitapları okumalıdır. Beraber film izleme, tiyatroya gitme, akraba ziyaretleri vb. aktivitelerle aile bireylerinin tekrar kaynaştırma konusunda hızla yardımcı olacaktır.
“SOSYAL AĞLAR, EMNİYETLE İŞBİRLİĞİNE GİRMEK İSTEMİYOR”
Bilişim suçları ile ilgili olarak emniyetin yaptığı çalışmaları ne derece yeterli bulunuyorsunuz? Geliştirilmesi için neler yapılabilinir?
Hukukta genel kaide bellidir. Gerçek dünyada suç olan ne varsa siber uzayda yani İnternet’te de aynı eylemi gerçekleştirmek suç teşkil eder. Bununla birlikte, İnternet’i sınırsız özgürlükler alemi olarak kabul eden bazı kullanıcılar -ki bunların önemli bir kısmı ergen olarak adlandırdığımız gruptaki gençlerden oluşuyor, kimliklerini gizleyebildiklerin düşünerek İnternet ortamında suç olarak kabul edilen davranışlara yönelme eğilimine sahipler. Önleyici düzeyde baktığımızda emniyet teşkilatına bağlı siber suçları takip eden yapılanmanın daha başarılı bir durumda olduğunu biliyoruz. Örneğin, tüm dünyada suç kabul edilen çocukların istismarına yönelik web siteleri, sosyal medya paylaşımları vb. online davranışlar Interpol ile işbirliği halinde takip ediliyor. Sosyal ağlarda suç unsuru oluşturan paylaşımlar takip edilmekle kalmayıp şikayet mekanizması aktif olarak işletilerek en kısa zamanda adli işlemler başlatılıyor. Bununla birlikte, ülkemizde maalesef bilişim hukuku tam olarak gelişemediği için bilişim suçlarına yönelik ciddi şikayet, suç duyurusu vb. durum söz konusu olmadığı sürece insanlar bilişim suçlarına karşı sessiz kalmayı tercih ediyor. Bilişim suçlarının kanunlara yeni girmeye başlaması, uzmanlaşmış bilişim mahkemelerinin bulunmaması, delil yerine geçen unsurların gerçek hayattakilerden farklılık göstermesi gibi sebeplerden ötürü bilişim suçları konusunda hukuk sistemimizin çok başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bu bağlamda suçlulara ait verilerin paylaşımı konusunda sosyal ağların yeterince işbirliğine girmek istememesi de ülkemizde bilişim suçlarına yönelik çabaları önündeki ciddi engeller arasında yer alıyor.
Sosyal medyada yapılan canlı yayınları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yayınlarda yaşanan şiddet, cinsellik, uyuşturucu vb. sıkıntılar nasıl giderilebilir?
Yaklaşık 1 ay önce bir genç kız canlı yayında intihar etmişti. ABD seçim döneminde yine nahoş video paylaşımları geldi. İnsanlarda popüler olma telaşıyla değişik yayınlar yapmaya çalışıyor. Uzun vadede nasıl denetleneceğini bilebilmek mümkün değil. Toplumsal olarak büyük sorunlar yaratacaktır. Bunun çözümünü bulacak olanlar da sosyal ağların yöneticileridir. Yapay zeka sistemleriyle bugün birçok şey takip edilebiliyor. Bunun çözümü ancak bu şekilde olabilir. Canlı yayında bir tecavüz vakası bile yaşanmıştı. Tabii bunun sonu yok.  Kontrolsüz canlı yayınların çözümü yapay zeka ve şikayet mekanizmasından geçiyor. Her sosyal ağ farklı bir özellik gösteriyor. Hükümetlerin desteğiyle toplumların sosyal medya sunucuları üstünde baskı kurması lazım. Facebook günde 20 bin civarı hesap kapatıyor. Kullanıcılar da sunuculara bu noktada yardım etmeli. Sunucular da şikayete özendirmek adına geri dönüşleri daha hızlı yapmalı.
İNTERNET KULLANIMINDA AİLELERE ÖNERİLER
– Kendinizi eğitin, interneti öğrenin.
– İnterneti oturma odanıza taşıyın; zaman sınırlaması yapın.
– İnternet kullanımıyla ilgili kurallar belirleyin.
– Çocuğunuzu uygun bir şekilde uyarın.
– Çocuğunuzla bağlantıyı koparmayın.
– Çocuğunuzun dolaştığı mecraları bilmeye çalışın.
– Oynadığı bilgisayar oyunlarına dikkat edin.
– Çocuğunuza aşırı tepkiler vermeyin.
– Her şeye inanmaması konusunda uyarın.
– Kişisel ve ailevi bilgileri paylaşmamasını öğütleyin.

Yayın Tarihi : 15.02.2017 : 10:45

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *